KIZILAY YAYA GEÇİTLERİ MÜCADELESİ

ePosta

Ankaram Platformu tarihinin başlangıcını oluşturan ilk etkinlere ilişkin Platformda değişik dönemlerde Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi adına dönem sözcülüğünü yürüten Eser Atak ve E.Serdar Karaduman'ın kaleme aldığı yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.

Ankara, Cumhuriyet Başkenti olarak ülkemizin kent planlama deneyiminde önemli bir yer tutmaktadır. Fakat son on yılda yerel yönetimde özellikle ulaşım politikaları bazında günü birlik, noktasal çözümleri hedefleyen, otomobil öncelikli bir anlayış egemen oldu. Katlı kavşaklardan,  EGO’ya ait karlı otobüs hatlarının özelleştirilmesine, yaya hareketinin dışlanmasından, toplu taşımacılığın ihmal edilmesine dek uzanan politikalar, sonunda Ankara'nın merkezi Kızılay'da tüm Türkiye'nin gözleri önünde iflas etti. “Herşeyi ben bilirim” anlayışının Kızılay'da yarattığı kaos, yerel yöneticilerin de beklemediği bir düzeyde kentlilerin tepkisine neden oldu. Çankaya ve Ulus yönünden gelen taşıtların kesintisiz akıtılması amacıyla Kızılay meydanının yaya trafiğine kapatılarak Ankara kenti imgesinde yol açılan yaya karşıtı uygulama, bizzat burayı kullanan Ankaralıların örgütlü-örgütsüz tepkileri, hukuki ve kitlesel mücadeleleri ile engellendi. Bu yazı, yaya geçitlerinin kapatılmasından açılmasına kadar geçen süreçte yaşananları ve Odamızın bu mücadeledeki yerini aktararak böylesine önemli bir kentsel olayı yazılı olarak belleklerde tutmayı amaçlamaktadır. 

 


  

3 Ekim 2003 : Kızılay’a Bariyerler Çekiliyor

Ankara Büyükşehir Belediyesi, kentin merkezi olan Kızılay'da çağdaş ulaşım politikalarına tümüyle aykırı olan, Başkentin temsil ve etkinlik merkezini bir otoyol haline getirmeyi amaçlayan, yaya hareketini yok sayan, insan hakları ihlalleri de içeren bir uygulama gerçekleştirdi. Kızılay meydanındaki yaya geçitleri 3 Ekim 2003 tarihi itibariyle bariyerlerle kapatılıyor, ardından yaya ışıkları kaldırılıyordu. Karşıya geçiş için yayalar sadece metro inişlerini kullanmak zorunda bırakılıyordu. Çok geçmeden yaya geçitlerinin kapatılması kararının İl Trafik Komisyonu’nun aldığı yeni trafik düzenlemesinin bir parçası olduğu öğrenildi. Bir süre sonra Atatürk Bulvarındaki taşıt trafiğinin kesintisiz akışını sağlamak üzere bir dizi düzenleme daha yapıldı. Kızılay’daki orta refüj kapatılarak taşıtlar için sola dönüş yasağı uygulanmaya başlandı ve Gazi Mustafa Kemal Bulvarı’ndan Ziya Gökalp Bulvarı’na taşıt geçişi kapatıldı.Aslında bu uygulamanın işaretleri aylar öncesinden fark edilmeye başlanmıştı. Metro girişinde hummalı bir faaliyetle yapılmaya girişilen “yürüyen merdivenler”, sürekli tıkanan Akay Kavşağının “ancak Kızılay kavşağında araçların durmaması ile rahatlayabileceği” yönünde Belediye Başkanının verdiği demeçler, aslında yapılacak uygulama konusunda yeterli ipuçlarını vermişti.

 

12 Ekim 2003 / Radikal  Yayalar Şaşkın

Fakat uygulama kamuoyuna, Kızılay sakinlerine, esnaflarına, yayalara en ufak bir bilgilendirme dahi yapılmadan parça parça fiili olarak başlatıldı. Birkaç gün içerisinde deyim yerindeyse “alıştıra alıştıra” dört yaya geçidi de cam bariyerlerle kapatıldı. Fakat yayaların on yıllardır süren alışkanlıklarını bir kaç cam bariyerin engelleyemeyeceği bir kaç saat içinde belli olmuştu. Yayalar şaşkınlık içinde cam bariyerlerden atlayarak, çevresinden dolanarak henüz kaldırılmamış trafik ışıklarında duran araçların önünden karşıya geçtiler.Büyükşehir Belediyesi yaya trafiğini metro geçitlerine yönlendirmek ve bariyerlerden atlayarak geçen yayaları önlemek için megafonlu bayan zabıta memurlarını görevlendirdi. Kızılay’ın 4 noktasındaki orta refüjlerde görevlendirilen bayan memurlar, “Sayın yayalar, Ankara İl Trafik Komisyonu’nun aldığı karar gereği, can güvenliğiniz için lütfen metro alt geçitleri kullanınız” şeklinde anonslar yapmaya başladı. 

Odamız Mücadelede Öncü Rol Üstlendi

Bu uygulamanın başladığı 3 Ekim günü  Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi olarak diğer ilgili meslek odalarına çağrı yaparak acil bir eylem planı yapılması için toplantıya davet ettik.  4 Ekim günü Odamızda yapılan toplantıda, TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu (İKK) bünyesinde konu ile ilgili bir komisyon oluşturulmasına karar verildi. Komisyonda  görev alan Çevre Mühendisleri Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Makina Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası Ankara Şubeleri olarak 7 Ekim 2003 tarihinde "ANKARADA YAŞAYANLARI KIZILAY'DAKİ DÜZENLEMEYİ DURDURMAYA ÇAĞIRIYORUZ!" başlıklı bir basın açıklaması yaparak bu çağdışı düzenlemenin sakıncalarını kamuoyuna duyurduk. Açıklamada “Kızılay ve Atatürk Bulvarının bir otoyola dönüştürüldüğü, Ankara'nın merkezi Kızılay’ın yayalara kapatıldığı, yayaların yavaşlatıldığı ve geçiş süresinin 6-7 kata çıktığı, metro alt geçitlerinde izdiham yaşanacağı, özürlü kişiler için Kızılay'ın tam anlamıyla ulaşılamaz olacağı, ticari yaşamın zarar göreceği, Kızılay'ın cazibesinin azalacağı ve trafik sorununu bu uygulamanın da çözmeyeceği vurgulandı. Aynı içerikte bir yazı 50’den fazla demokratik kitle örgütüne de gönderilerek ortak hareket etmek için çağrı yapıldı. Ayrıca İl Trafik Komisyonu kararına itiraz dilekçemiz Valiliğe gönderildi. Yaptığımız ortak çağrı basında ve kamuoyunda geniş bir yankı buldu.

10 Ekim 2003 Hürriyet Ankara
 

8 Ekim Tarihli Sabah, Evrensel, Hürriyet gazeteleri kupürleri 

Belediyenin Cevabı

Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, uygulamaya yönelik eleştirilerin siyasi olduğunu savundu. Gökçek, anket yaptırdığını söyleyerek, “Ankaralıların yüzde 73’lük kısmı, Kızılay’daki yeni uygulamanın çağdaş olduğunu belirtti. Yüzde 14’lük bölüm ise eski uygulamanın daha faydalı olduğunu savundu” dedi. Gökçek, meslek odalarının tepkilerine yanıt olarak da, “Bu odaların tavırları, mesleki gerekten değil siyasi bir tercihten doğmaktadır” diye konuştu. Dünyanın dört bir yanında her kentin merkezinin altında yaya alt geçitleri ve alışveriş merkezleri bulunduğunu ileri süren Gökçek, “Kızılay’da yoğun yaya trafiği dolayısıyla karşıya geçişlerde yaşanan kazalar tamamen ortadan kalkacak. İnsanlar daha güvenli bir ortamda gidip gelecek. Karşıya geçerken vakit kaybı yaklaşımı mantık dışıdır. Alt geçitten durmadan yürüyüp geçeceksiniz. Özürlü kişiler ve bebek arabaları için metroya inen bir asansör yaptık. Güvenpark dışında diğer üç tarafta da asansörler 15 güne kadar faaliyete geçecek. Dolayısıyla, özürlüler ile bebekliler diledikleri yere daha kolay gidecekler” diye konuştu.  

El İlanlarını Dağıtıyoruz

Ankaralıları ve Kızılay esnafını yapılan düzenlemenin neden olduğu ve olması muhtemel zararlar hakkında bilgilendirmek öncelikli bir hedefimizdi. Bu amaçla tasarımı ve içeriği Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi tarafından iki çeşit el ilanı hızlıca hazırlandı ve 12 bin adet bastırılarak Kızılay'daki yayalara ve esnafa uygulamanın başlamasından bir kaç gün sonra Şube yöneticilerimiz ve oda çalışanlarımızca dağıtılmaya başlandı. Ardından, Mimarlar Odasınca farklı içerikte el ilanları hazırlandı ve 20 bin adet bastırılarak Kızılay'da Ankaralılara dağıtıldı.

 Cam bariyerlerin yayalar tarafından kırılması ve geçitlerin bu şekilde kullanılmaya devam edilmesi üzerine cam bariyerlerin arkasına bir gecede Büyükşehir Belediyesi’nce beton bariyerler yerleştirildi. Kızılay meydanının o günkü görünümü adeta bir “savaş şehri”ni hatırlatıyordu. Araç trafiğinin yeni düzenine geçmesiyle birlikte Ziya Gökalp Bulvarı ve GMK Bulvarı da bu beton bariyerlerle çevrildi. Bulvarın ortası betonlarla kapatıldı. Kentlilerin deyimi ile bir “utanç duvarı” örüldü, savaş şehri görünümü iyice pekiştirildi. Betonlardan atlayamayan yayaların pek çoğu metro girişlerini kullanmak zorunda kaldı. 

 

 Yeni trafik uygulamasının sorunları çözmek bir yana yeni sorunlara yol açması üzerine 20'den fazla kitle örgütü ile birlikte bir platform oluşturulması ve bir imza kampanyası düzenlenmesi benimsendi. Platform yürütücüsü Odaların Ankara Şubelerince Gima önünde Tüketici Hakları Derneğinin düzenlediği imza kampanyası kapsamında vatandaşlara binlerce dilekçe imzalatıldı.

Tepkilere Farklı Görüşler

Tepkilerin artması üzerine Ankara Valisi Yahya Gür ve Büyükşehir Belediyesi Trafik Şube Müdürü Adnan Aslan, “Geri adım mümkün” açıklamaları yaparken, Gökçek, Kızılay’da yayaların metro istasyonuna yönlendirilmesi ile ilgili uygulamadan geri adım atılmasının söz konusu olmadığını söyledi.Vali Gür, Başkent’te, Kızılay’dan başlayarak hayata geçirilen yeni trafik düzenlemesiyle ilgili olarak, uygulamanın olumsuz sonuçlanması durumunda geri dönmenin mümkün olduğunu söyledi. Vali Gür, yeniliklerin genellikle tepki çektiğini belirterek, “Hep üstten geçmeye alışmışız. Oysa, asansörler ve yürüyen merdivenler yardımıyla karşıdan karşıya geçmek daha güvenli olacak’’ diye konuştu. Düzenlemeye, uzmanların çok yönlü çalışmaları sonucunda karar verildiğini vurgulayan Gür, bu trafik düzenlemesinin araç ve yaya trafiğini kolaylaştıracağını anlattı. Bu tartışma sürecine Ak Parti Grup Başkanvekili Salih Kapuz da "Belediye hizmetlerinde halkla ihtilafa düşülmemesi lazım. Eğer oylamaya gitseydim ret oyu kullanırdım. Kızılay bir semboldür." diyerek katıldı. Belediye başkanının yanıtı ise kamuoyunu meşgul edecek cinstendi: "Aslen Kayserilidir, Ankara'yı bilmez." 

İkinci Basın Açıklamamızı Yapıyoruz

18 Ekim 2003 tarihinde TMMOB'ye bağlı şubelerle birlikte sayısı 25'i bulan kitle örgütleri adına Ankara Şube Sekreteri Eser Atak, "KENT MERKEZLERİ YAYALARINDIR!" başlığı ile Kızılay'da GİMA önünde bir açıklama yaparak "Ankara Valiliğine ve Ankara Büyükşehir Belediyesine, "öncelikle kavşaktaki ışıklı yaya geçitlerini tekrar yerleştirmesi, Ankara ulaşım planlarında öngörüldüğü gibi Kızılay'ı yaya öncelikli bir bölge haline getirmesi, zeminde çok daha sık ışıklı yaya geçidi yapması, özel araç trafiğinin akışı için kent merkezinden geçmeyen seçenekler üretmesi" talebinde bulundu. Kızılay esnafı da yaptığımız çağrı üzerine basın açıklaması sırasında yanımızda yer alarak destek verdi. Basın açıklaması öncesinde bir beton bariyer esnaflarca yıkıldı. Basın açıklamasının ardından, imza kampanyası Kızılay'da sürdürüldü, seyyar gönüllüler imza topladı,  hazırlanan bildiriler kentlilere dağıtıldı. Basın toplantısı için toplanan katılımcıların yaya geçitlerini fiilen kullanma talebi Ziya Gökalp Bulvarını geçtikten sonra Çevik Kuvvet tarafından barikat kurularak engellendi.  

Belediye Referanduma Gidiyor

Bu uygulamanın farklı kesimlerden pek çok Ankaralının tepkisini çekmesi ve basında da sürekli eleştirilmesi ve gündemde kalması üzerine Büyükşehir Belediyesi bu konuda 25 Ekim 2003 günü bir referandum düzenleyeceğini açıkladı.Avukat Sedat Vural Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) yaptığı başvuruda Büyükşehir Belediyelerinin referandum düzenleme yetkisinin olmadığını belirterek referandumun engellenmesi talebinde bulundu. YSK bunun bir "anket" olduğunu,  bu nedenle engellemeye gerek olmadığını belirtti. Seçimler için kullanılan parmak boyaları ve sandıkları Büyükşehir Belediyesine teslim eden YSK, bu başvuru üzerine oylama başlamadan bir saat kadar önce verilen seçim boyalarını geri aldı. Fakat Belediye depolarında muhafaza edilen seçim sandıklarının geri alınamadığı yine YSK tarafından açıklandı.Anket öncesi Şubemizin de yer aldığı demokratik kitle örgütlerinin, "BİLİME ve TEKNİĞE AYKIRI OLAN BİR UYGULAMA HAKKINDA REFERANDUM YAPILAMAZ. GERÇEK REFERANDUM, ANCAK, BARİYERLERİ KALDIRARAK, IŞIKLI GEÇİTLERİ YERLEŞTİREREK TERCİHİN ANKARALIYA BIRAKILMASIYLA ORTAYA ÇIKACAKTIR. DUVARLARI KALDIRIN, TERCİHİNİ ANKARALI YAPSIN!" çağrısı kamuoyuna ulaştırıldı. 

Anket-Referandum komediye dönüştü

25 Ekim günü anket referandum için 100 sandık metro içine ve Güvenpark’taki çadırlara yerleştirildi. Sandıkların başlarında Belediye meclis üyeleri ve Belediye yöneticileri bulundu. Bastırılan oy pusulalarında “Valilik İl Trafik Komisyonu kararındaki metro alt geçitlerini kullanmayı istiyor musunuz?” sorusu ve altında evet-hayır kutucuğu yer alıyordu. Anket sonuçlarının uygulama lehinde çıkması için Ankara'nın kenar mahallelerinden, belediye şirketlerinden otobüslerle insan taşındığı, Kızılay'ı daha önce hiç gelmemiş olanların oy kullandırılmak üzere Kızılay'a getirildiği basın yayın kuruluşlarınca açık biçimde teşhir edildi. Referandum için gelenlerden bazıları hayatlarında ilk kez Kızılay’ı gördüklerini, bazıları ise neden geldiklerini bilmediklerini ancak “Başkana evet” oyu vereceklerini söyledi. Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçekle birlikte oy kullandığı referandumu,  Odamız ve demokratik kitle örgütleri protesto etti. Kızılay’daki trafik düzenlemesinin devam edip etmemesi konusunda yapılan anketin sonunda yüzde 75 oyla Gökçek’in istediği gibi metro alt geçitlerinin kullanımına “evet” kararı çıkıyordu. 

26 Ekim 2006 Milliyet

Ankaram Platformu Kuruluyor

25 Ekim günü Kızılay Metro-Ankaray İstasyonlarında oylama yapılırken sayıları 30'u bulan kitle örgütleri, öğlen saatlerinde ANKARALI KENTİNE SAHİP ÇIKIYOR başlığıyla "Ankaram Platformu"nun kurulduğunu o günkü Platform sözcüsü İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Kemal Türkaslan aracılığıyla ilan etti. Aynı gün Kızılay'da broşür dağıtılarak, 10 bin civarında imza toplandı. Kentlilerle bu uygulama konusunda yoğun bir görüş alışverişinde bulunuldu. O gün toplanan imzalarla dilekçe sayısı 18 bine ulaştı. 

 

 

 

28 Ekim günü İl Trafik Komisyonu’nun bu konuyu gündemine alarak bu "geçici" düzenlemenin ele alınacağının bildirilmesi üzerine toplantı öncesi Ankaram Platformu üyeleri topladıkları 18 bin dilekçeyi Valiliğe götürdü. İl Trafik Komisyonundan sorumlu Vali Yardımcısı ile görüşülerek imzalar basının önünde teslim edildi, Platformun talepleri iletildi. Platformun o günkü sözcüsü Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı Gülten Kubin basına konu hakkında bilgi verdi.  

29 Ekim 2003 Hürriyet Ankara

 İl Trafik Komisyonu toplantısı sonucunda taşıt trafiğinde eskiye dönülmesi, ancak yayaların "metro alt geçitlerini kullanmaya devam etmesi" kararı çıktı. Taşıt trafiğini yönlendirmek ve yayaların geçişini önlemek için konulan beton bariyerler kaldırıldı. Ancak yaya geçitlerindeki cam bariyerler kaldırılmadı. Bunun üzerine Platformda alınan ilke kararı gereğince konuyu kamuoyu gündeminde tutmak üzere 1 ve 8 Kasım 2003 Cumartesi günleri GİMA önünde basın açıklamaları yapıldı. Hukuk mücadelesi için de İl Trafik Komisyonunun ikinci kararına bir an önce dava açılması kararlaştırıldı. 7 Kasım 2003'de Ankaram Platformunca uygulamanın iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle İdare Mahkemesine dava açıldı. Dava dilekçesinde, yaya geçitlerinin kapatılmasına yönelik bir karar alınmadığı özellikle vurgulandı, uygulamanın fiili bir uygulama olduğu belirtildi. Gerekçeler bölümünde ise yapılan uygulamanın;1. İnsan haklarına, kentli haklarına ve yaya haklarına2. Şehircilik ve kent planlama ilkelerine3. Ulaşım Planlama bilimi ve kent merkezi düzenleme ilkelerine4. Ankara Ulaşım Planı karar ve ilkelerine5. Raylı sistem planlama ve mühendislik ilkelerine ve kurallarına6. Kamu güvenliği ve esenliğine7. 3194 sayılı İmar Kanunu’naaykırı olduğu ayrıntılarıyla vurgulanarak yürütmenin durdurulması ve uygulamanın iptali istendi. 

Yargıdan yaya geçitlerinin açılması kararı

11 Kasım 2003 tarihinde Ankara 5. İdare Mahkemesi, Avukat Sedat Vural'ın duyarlı bir kentli olarak yaya geçitlerinin açılması istemiyle açtığı davada, Kızılay'daki yaya geçitlerinin kapatılması uygulamasında yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kararda "İl Trafik Komisyonu kararında davalı Belediyenin teklifi doğrultusunda Kızılay kavşağında yaya geçişlerinin engellenerek tüm yaya hareketlerinin metro giriş ve çıkışlarına yönlendirilmesi yolunda bir karar alınmadığı halde Ankara Büyükşehir Belediyesi'nce yaya geçitlerinin kapatılması suretiyle fiili durum yaratılarak yetki gasbında bulunduğu tartışmasızdır" hükmü yer aldı. 

15 Kasım 2003 tarihinde Kızılay Meydanında Ankaram Platformu olarak yapılan basın açıklamasında bu karara sahip çıkıldı ve "KIZILAY'DAKİ YAYA GEÇİTLERİNİN KAPATILMASININ YASADIŞI" olduğuna işaret edildi. Açıklamada, Belediyenin bir an önce, insan haklarına da aykırı olan bu hukuksuzluğu ortadan kaldırması istendi.  

Yaya Geçitleri Tekrar Yayaların

19 Kasım 2003 günü Kızılay'daki yaya geçitlerindeki cam bariyerler de kaldırıldı ve ışıklı sinyalizasyon sistemi tekrar yerleştirildi. Belediye, bir yandan da yürütmeyi durdurma kararının geçersiz olduğunu savunarak mahkemeye itiraz etti. Bölge İdare Mahkemesi, 12 Aralık’ta itirazı reddederek yargı sürecinde son noktayı koydu.  

Süreçteki kazanımlar

 Kızılay’daki yaya geçitlerinin kapatılması ile başlayan süreç, sokak gösterileri, imza kampanyaları, referandumlar ve hukuk mücadelesiyle sadece Ankara’nın değil Türkiye’nin gündemine taşınan bir konu haline geldi. Ankaram Platformunun kuruluşuna ve kentsel bir olaya kentlilerinin dahil olma çabalarının yarattığı sonuçlara tanıklık etti. Bu süreç üç ayrı boyuttan bütünlüklü ve devamlılığı olan bir kampanyaya dönüştü. Bunlar, mesleki boyut, kentlilerin sürece dahil olması ve kamuoyunu bilgilendirme boyutu olarak sıralanabilir.  Mesleki boyut açısından bakıldığında şehir planlama disiplininin getirdiği değerleri ve birikimi reddeden ve terkedilmiş ulaşım politikalarıyla kentsel trafik sorunlarını çözmeyi düşünen anlayışa Kızılay'da, tüm kentlilerin gözü önünde dur denmiş oldu. Bu, aslında son 10 yıldır Ankara'da uygulanan ulaşım politikalarının açık bir iflasıydı. Geçmiş deneyimlerimizden farkı ise bu mesleki gerçeği kentliye anlatabildik ve onların desteğini aldık.  Kentliler olarak sürece dahil olma boyutunda ise, sivil örgütlerin biraraya getirilerek kentin önemli bir sorunu için ortak mücadele etme sinerjisi yaratılması yönünde Ankaram Platformu’nun ortaya çıkmasını sağladı. Düzenlenen imza kampanyası ile vatandaşlardan 20 bine yakın imzalı dilekçe toplanması ve sokak eylemleri Ankaralıların da sürece dahil olmasına yol açtı. Hatta Kızılay esnafı da çıkar kaygılarıyla olsa bile bizimle birlikte yer aldı, toplantılarımıza temsilcileri katıldı. Ancak, bir süre sonra, süreci yaşayanlar olarak gördük ki çevre esnafının -her ne kadar çıkarı zedelense de- bu çıkarını bile koruyacak bir kentsel bilinçten uzak olması, kolaylıkla sürecin dışına çıkıp desteğini kesmesiyle sonuçlandı. Ankaram Platformunda henüz katılımın yeterli düzeyde olmaması ve katılanların değişik biçimlerde aktif konuma getirilmesi tam sağlanamasa da, çok ciddi bir başlangıç yapıldı ve bunun mutlaka sürdürülmesi gerekiyor. Kamuoyunu bilgilendirme boyutunda da doğru stratejiler izlenerek ve ciddi çalışmalar yapılarak önemli kazanımlar elde edildi. Net ifadelerle konuyu anlatan binlerce el ilanının sokakta birebir Ankaralılara dağıtılması ve konuyu teknik yönleriyle açıklamaya gayret eden basın açıklamaları, ropörtajlar ve radyo programları hem kentlilerin bilgilenme sürecinde, hem de tepki vermelerinde önemli rol oynadı. Dağıtılan el ilanlarındaki Valilik ve Büyükşehir Belediyesi’nin telefon ve fakslarının kilitlendiğinin öğrenilmesi, izlediğimiz yolun doğru olduğunu gösteriyordu. Böylece, artık medyanın olayın başında vermeye çalıştığı Metro ve Bulvar esnafı arasındaki çıkar çatışması izlenimi kırılabildi. Belediye Başkanının yaptığı uygulamamnın doğruluğunu kanıtlamak için verdiği yurtdışı örnekler, değerli uzmanımız Cüneyt Elker’in gazetelerde de geniş biçimde yayımlanan katkısıyla tersine çevrilebildi.  Belediye başkanının sürekli hedef küçülterek Ankaram Platformunu bir-iki siyasi odağın uzantısı olarak gösterme çabalarına, gerek siyasi partilere mesafeli duruşumuz, gerekse siyasi içeriğini göz ardı etmeksizin yaptığımız bilimsel açıklamalarla ket vuruldu.  

Sonuç Olarak

 Şehir Plancıları Odası, gerek mesleki birikimlerini doğru strateji ve yöntemlerle anlatma, gerekse koordinatör olarak bu süreçte önemli bir rol üstlendi. Belediye’nin bir uygulamasına karşı, Başkentte şimdiye dek yaşanmamış bir kentli hareketinin kuvvetlenmesinde ve yönlendirilmesinde katalizör etki yaptı. Bu mücadelede izlenen yöntemler, bundan sonra gerçekleştirilecek benzer süreçler için geliştirilip örnek alınabilir. Duyarlılık ve sorumluluk duymak önemlidir. Ancak tek başına yeterli değildir. Bu değerleri yoğun bir emekle birleştirmek gereklidir. Ancak emek gösterildiğinde mücadeleler kazanılmaktadır.    

Ankaram Platformu Üyeleri:
Altı Nokta Körler Derneği, Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Ankara Şubesi, Esatlılar Güzelleştirme Derneği, Halkevleri, İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi, Kadın Dayanışma Vakfı, Kavaklıdere Dayanışma ve Güzelleştirme Derneği, KADER Ankara Şubesi, KASAİD, KESK Ankara Şubeleri, Küresel Denge Derneği, Mülkiyeliler Birliği, ODTÜ Mezunları Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şubeleri, Spina Bifida Derneği Ankara Şubesi, TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu Bileşenleri: Çevre Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Makina Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası Ankara Şubeleri, Yenimahalle Yerel Gündem 21, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, Uçan Süpürge, Zihinsel Özürlüler Federasyonu

Ankaralılar’ın Kızılay’daki yeni uygulamaya ilişkin görüşleri ise şöyleydi:.(* )

Firdevs Çağlar:“Halkın onayını almadan Kızılay trafiğini nasıl yayalara kapatabilirler. Ben kalp, tansiyon ve şeker hastasıyım. Merdivenleri kullanabilmem imkansız, ya alt geçitte ya da üst geçitte ölüp kalırım bu gidişle. Daha önce de Kızılay’a zincir vurmuşlardı. Bizlere esir muamelesi yapıyorlar. Hiç birimiz Melih Gökçek’in esiri değiliz. Ben Avrupa’daki kent merkezlerini de gezdim, hiçbir yerde bu şekilde bir uygulama görmedim. Kimsenin yayaları dışlamaya hakkı yok”

Olga Agarazi:“Yarım saattir parkın önünde şaşırdım kaldım. Nasıl karşıya geçeceğim, anlamadım. Bir gün içinde kentin merkezinde trafiği değiştirmişler. Merdiven çıkmakta güçlük çekiyorum. Dizlerimde kireçlenme var, ağrıyor. Hiçbir yerden geçiş yok. Şimdi karşıya geçmek için metronun içini mi dolanacağız? En iyisi Kızılay’a hiç inmemek, onların istediği de bu zaten”

Duray Özdemir:“Daha düne kadar ne güzel yaya geçitlerini kullanıyorduk. Bugünkü kargaşaya bakın. Ne yapmaya çalışıyorlar anlamıyorum. Burası halka açıktı, şimdi insanlar karşıdan karşıya geçmek için bariyerlerin üzerinden atlayıp arabaların arasından geçiyorlar. Daha mı iyi oldu? Hem neden bize bir şey söylenmiyor, haber verilmiyor. Belediye başkanları halka hizmet için seçilmiyor mu? Bu kararlar alınırken bizler niçin dışlanıyoruz? Türkiye’nin Başkenti’nin haline bakın; gerçekten utanıyorum”

Saadet Berna:“Hayatımda ilk defa böyle bir şey ile karşılaşıyorum. İnsanlar şaşkın bir şekilde bariyerlerin üzerinden atlamaya çalışıyorlar. Şehir merkezleri yayalara göre düzenlenir. Bunu herkes bilir, her ülkede böyledir. Ankara’daki siyasiler neden buna tepki göstermiyorlar? Yayalar birer tavuk gibi araçlardan kaçışıyorlar. Bu şekilde bizleri aşağılamaya kimsenin hakkı yok. Burası özgür bir ülke. Kimse bizleri alt geçitlere zorlayamaz”

Cemil Uygun:“Bu uygulamadan utanç duyuyorum. Beton bariyerler de utanç duvarı. Bir yabancı görse beton bariyerler nasıl açıklanacak? Berlin Duvarı’ndan farksız bu bariyerlere dünyanın herhangi bir yerinde rastlamak mümkün değil”

Fatma Tekbaş:“Bir düşman taarruzu mu bekleniyor da Kızılay taş duvarla örülüyor” Murat Deniz:“Yaya olarak bizim haklarımız engellenemez. 30 saniyede aldığım yolu 5 dakikaya çıkarıyorlar. Bu büyük bir saygısızlık. Ceza uygulanacakmış, yazılacak cezada konunun taraflarını mahkemeye vereceğim” (*):

(Bu ropörtajları yapan ve yayınlamamıza izin veren Sabah Gazetesi’nden Betül Kotan’a teşekkür ederiz.) 

 
Reklam

ETKİNLİK TAKVİMİ

« < Mayıs 2013 > »
P P S Ç P C C
28 29 30 1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31 1

Bu Hafta

Olay yok

ETKİNLİKLER


You are here: